Sarıl Bana

Yıkılsın bütün duvarlar birer birer
Açılsın bütün kapılar teker teker
YaklaÅŸ bana gel sokul bana
Rüyama giriver bu gece helalim oluver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur

Binlerce ok saplanıyor şu kalbime
Alev alev ateşin yanıyor yüreğimde
Yaklaş bana gölgem ol benim
Rüyama giriver bu gece
Helalim oluver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana, dokun bana ne olur

Gururumu aldım ayaklar altına
Geldim kapına yüz sürmek için
Haydi artık sende sil gözyaşlarını
Süslen boyan giyin benim için

Elimde pembe-mavi soğuk bir çerçeve
Tüm anılar sanki toplanmış hep o resimde
Süzül oradan
Gel sokul bana rüyama giriver bu gece
Koptu fırtına dört bir yanımda
Ateşe at beni sar kollarınla
Çok yorgunum sarıl bana dokun bana ne olur

Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana
Sokul bana, sarıl bana, yaklaş bana, dokun bana

Sarı Çizmeli Mehmet Ağa

Yaz dostum güzel sevmeyene adam denir mi
Yaz dostum selam almayana yiÄŸit denir mi
Yaz dostum altı üstü beş metrelik bez için
Yaz dostum boşa geçmiş ömre yaşam denir mi

Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı

Yaz dostum yoksul görsen besle kaymak bal ile
Yaz dostum garipleri giydir ipek ÅŸal ile
Yaz dostum öksüz görsen sar kanadın kolunu
Yaz dostum kimse göçmez bu dünyadan mal ile

Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı

Yaz dostum Barış söyler kendi bir ders alır mı
Yaz dostum su üstüne yazı yazsan kalır mı
Yaz dostum bir dünya ki haklı haksız karışmış
Yaz dostum boşa koysan dolmaz dolusu alır mı

Yaz tahtaya bir daha tut defteri kitabı
Sarı çizmeli Mehmet ağa bir gün öder hesabı

Sakız Hanım ve Mahur Bey

Çocukluğumun geçtiği o mahallede
Başı boyalı ahşap eski bir evde otururlardı
Sakız Hanımla Mahur bey
Bembeyaz tenli bembeyaz saçlıydı Sakız Hanım
Zaten onun için Sakız Hanım derdik kendisine
Pamuk gibi elleriyle kemençe çalardı
Eşi Mahur Bey önce biraz nazlanır
Sonra oda kanunuyla eşlik ederdi Sakız Hanım�a
Beraber meÅŸk ederlerdi

Yaz akşamlarında
Açılırdı perdeler
Yorgun ellerinden
Dökülürdü nağmeler

İki yıl kadar oluyor
Önce kanun sustu eski evde
Birkaç ay sora da kemençe
Ve başı boyalı ahşap evin perdeleri
Bir daha açılmamak üzere kapandı

Evin satılacağı söylendi bir başka gence
Gittim içeri girdiğimde eski bir koltuğun üzerinde
Boynu bükük bir kanun
Ve kanunun göğsüne yaslanmış mahsun kemençeyi gördüm
Bizi rahatsız etmeyin der gibiydiler
Kıyamadım uzaklaştım

Mahur Bey susunca kapandı perdeler
Sakız Hanımla bitti o hüzünlü nağmeler

Sahilde

Yıllar önce yine böyle bir ağustos akşamı
Seninle yürümüştük bu sahilde
Bilmem hala benim gibi sen de hatırlar mısın
El ele söz vermiştik bu sahilde

Seni bana çok gördüler
İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana
O sabah ayrılırken

Åžimdi bilmem kim bilir hangi sahilde nerdesin
Ben yalnız, acaba sen kiminlesin

Seni bana çok gördüler
İnanmadın mı bana unutmam demiştim sana
O sabah ayrılırken

Herkes duysun tertemiz aşkımın öldüğünü
Tek başıma kutladım yıldönümünü