AÄŸla

AÄŸla

Dinle sevdiceğim yazarım name
Oku mektubumu yar diye aÄŸla
Yarim uzaktadır gelemem deme
Gurbette sevdiÄŸim var diye aÄŸla

Bu uzak yollara erilmez deme
Yarsiz boÅŸ sarayda durulmaz deme
Mektupla yaralar sarılmaz deme
Yalnızca durması zor diye ağla

Mektup ile hal hatırı sorayım
Nasip olsun cemalini göreyim
Tel tel zülüflerin tutup öreyim
Bu dünya başıma dar diye ağla

Civani söylüyor derdim var benim
Yarden ayrı uzak yurdum var benim
Esen rüzgarlara sordum yar benim
Bozuldu saçlarım ör diye ağla

Yokluk Yolu

Yokluk Yolu

Yaylamızın yolu cılgadır bizim
Yürürüz yürürüz uzar gideriz
Tek durak yerimiz gölgedir bizim
Yürürüz yürürüz tezer gideriz

Toprak dam tabanda yok bile hasır
Odundan gelenin elleri nasır
Böyle mi geçecek bu koca asır
Yürürüz yürürüz bezer gideriz

Erkenden uyun da erken uyanın
Azığı çok koyun yolda dayanın
İz geçer altından büyük kayanın
Yürürüz yürürüz ezer gideriz

Öğlende avratlar sağın davarı
Malların önüne dökün zavarı
Sütüme dökülen toprak duvarı
Yürürüz yürürüz süzer gideriz

Yayığa doldurup çıkarın yağı
Yerlere sağılır sütlerin çoğu
Tuluğun içinde yirminci çağı
Yürürüz yürürüz gezer gideriz

Dağlarım perişan dağlarım fakir
Kimimiz çobandır kimimiz okur
Bir ayak düzlükde öteki çukur
Yürürüz yürürüz kızar gideriz

Ceylanim dertlerim saymakla bitmez
Yaylanın yolları aklımdan gitmez
Toprak dam altında her adam yatmaz
Yürürüz yürürüz tozar gideriz

Yarim Sensin Güzel

Yarim Sensin Güzel

Yarim sensin güzel yarı da benim
Firar etti aklım duy beni beni
Beden senin için senindir canım
Aşıktan deliden say beni beni

Senden ayrı durmak zulüm çektirir
Dert bağıma bir bir fidan diktirir
Aklıma geldikçe yaşlar döktürür
Ceylani periÅŸan vay beni beni

Sivas

Sivas

Zalım idin soğuk idin kış idin
Dağlarında gezdim yorgunum biraz
Çok ağladım çok dolandım üşüdüm
Seni unutmadım dargınım biraz

Nerenden vuruldun nedir bu akan
KızıldaÄŸ’dan coÅŸmuÅŸ besbelli ki kan
Ateşlere düşsün bağrını yakan
Bir bulut başımda durgunum biraz

Al’İzzet-Veysel’i Hüseyin Selim
Aşıkların vardı kimden bu zulüm
Başına hal geldi sağ olan kulun
Daha ne gelecek gerginim biraz

Ceylani topraktan kaynayıp çıkar
İnceden öz olur ırmağa akar
Filize fidana suyunu döker
Binleri büyütür gürgünüm biraz